T.C. KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI BURSA İL KÜLTÜR VE TURİZM MÜDÜRLÜĞÜ

Doğum Gelenekleri

Doğum ile ilgili adet ve inanmalardan önce , çocuğu olmayan kadınların baş vurdukları birtakım işlemler bulunmaktadır. Bunların arasında en yaygın olanı türbeleri ziyaret ederek adaklar adamak ve dualar etmektir. Çocuğu olmayan kadınları başvurduğu yöntemlerden biride Kaplıcalar gitmektir Karamustafa kaplıcasına giden kadılar su akan oluğa elini sokarak gözlerini kapatır ve bakmadan suyu içir bu şekilde kadın içindeki kiri yada uğursuzluğun yok olacağına ve döl tutacağına inanmaktadır. Yine Kaynarca kaplıcasındaki evliya kurnasında yıkanmadan dileklerin gerçekleşmesi ve dertlerine çare bulmakta yarar sağlayacağına inanılmaktadır.

Gebe kalan kadının bazı yiyeceklere ilgisi olabileceği düşünüldüğünden yanında pişirilen her yiyecekten yedirilmeye çalışılır.”aşerme”sırasında kadının aklına gelen yiyeceği yememesi çocuğun kusurlu olacağı inancı vardır.

Gebe kadının yediği yiyeceklerle doğacak çocuğun cinsiyeti tespit edilmeye çalışılır .Ekşi yiyen kadının kız , tatlı yiyen kadının erkek doğuracağına inanılmaktadır. Ayrıca sakız çiğneyen ve dondurma yiyen hamile kadının çocuğunun sümüklü,ayva yiyen kadının çocuğunun güzel olacağına inanılmaktadır.

Çocuk Doğduktan sonra göbek bağı kesilerek temiz bir beze bağlanır,çocuğun dindar olmasını isteyenler göbek bağını caminin avlusuna ,kız çocuklarının göbeği genellimle evin bir yerin sıkıştırılır , okuyup iyi bir eğitim alması isteniyorsa da okulun avlu veya duvarına bırakılmaktadır. Bebek doğduktan bir hafta sonra evde mevlit okutularak loğusa şerbeti kaynatılır. Çocuğun adını koymak için ailede veya çevrede yaşlı veya dini bilgisi olan bir kişi çağrılarak çocuğu adını koyar .Bunun için çocuğu kucağına alan kişi kıbleye dönerek kulağına önce ezan sonra ismini üç kere fısıldar. Genellikle aile büyükleri ile tarihi özelliği olan kişilerin isimleri tercih edilmektedir .

Loğusa kadın ile bebeğinin kırk gün süresince kötülüklerden , kötü güçlerden korunması ve uzak durması gerekmektedir. Loğusa kadına ve bebeğe nazar değmemesi için akşam ezanından sonra dışarı çı4kmazlar ,dışarıya çamaşırlarını bırakmazlar,etrafındakiler onu yalnız bırakmazlar,eve gelen misafirler giderken sütünün kesilmemesi için güle güle demez. Loğusa kadını başka bir loğusa kadınla bir araya getirmezler kırklarının karışacağına ve “al basması “yaşayacağına inanılmaktadır.

Doğumdan kırk gün sonra bebekle anne kırklanır. Kırklama için kırk tane küçük taş veya fasulye tanesinin her birine “ihlas “okunur ve üflenir ve üflenir. Çocuk ve anne temizce yıkandıktan sonra kullanılan su evin etrafına serpiştirilir. Kırklamadan sonra çocuk ve anne nazar ve diğer kötü güçlerden uzaklaşmış olur .Bebeğe ziyaret ettiği evden şeker yumurta yiyecekler verilerek çocuğun yumurta gibi sağlıklı verimli,gürbüz olması , şeker verilerek tatlı dilli ve cana yakın olması dilenir.

Bursada yürüme çağı gelen çocuklara tay simidi –tay turtusu (durdusu )yada adım çöreği töreni yapılmaktadır. Bu tören sırasında bir çöreğin içine yerleştirilen bozuk para kime çıkarsa o kişi çocuğa hediye alır.Yürümeyen çocuk bir dede mezarına (yatıra ) götürülerek önünde gezdirilir.
Geç konuşan çocuklara kurban bayramında 7 evden 7 kurban dili alınarak yedirilir,bülbülün su içtiği tastan çocuğa da su içirilir.

Bebeğin dişi çıkınca”diş buğdayı “ yapılır,Diş buğdayı kaynatılmış buğdaya şeker katılarak yapılır .Diş buğdayı çeşitli çerezlerle birlikte ikram adilmektedir.